Son Makaleler

  • Abese Suresi 1.Ayet Meali

    عَبَسَ وَتَوَلَّى ﴿١﴾

    Abese ve tevellâ.

    1. abese : huzursuzluğu yüzüne aksetti, yüzünü buruşturdu
    2. ve tevellâ : ve başını çevirdi

     

     1 - Diyanet İşleri: (1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
      2 - Bayraktar Bayraklı: (1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
      3 - Cemal Külünkoğlu: (1-2) (Peygamber) kendisine kör adam geldi diye yüzünü ekşitti ve çevirdi.
      4 - Diyanet İşleri (eski): (1-2) Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
      5 - Diyanet Vakfi: (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
      6 - Edip Yüksel: Surat astı ve döndü;
      7 - Elmalılı Hamdi Yazır: Ekşidi ve döndü
      8 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.
      9 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
    10 - Mustafa İslamoğlu: O (kibirli adam) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı,
    11 - Seyyid Kutub: Surat astı ve döndü.
    12 - Yaşar Nuri Öztürk: Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
    Devamı..
  • Abese Suresi 2.Ayet Meali

    أَن جَاءهُ الْأَعْمَى ﴿٢﴾

    En câehul a’mâ.

    1. en câe-hu : onun gelmesi
    2. el a'mâ : âmâ, görmeyen

     

    1 - Diyanet İşleri: (1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
    2 - Bayraktar Bayraklı: (1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
    3 - Cemal Külünkoğlu: (1-2) (Peygamber) kendisine kör adam geldi diye yüzünü ekşitti ve çevirdi.
    4 - Diyanet İşleri (eski): (1-2) Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
    5 - Diyanet Vakfi: (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
    6 - Edip Yüksel: O kör adam geldi diye.
    7 - Elmalılı Hamdi Yazır: Çünkü ona a'mâ geldi
    8 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Ona ama geldi diye.
    9 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Kendisine âmâ geldi, diye.
    10 - Mustafa İslamoğlu: yanına âmâ geldi diye...
    11 - Seyyid Kutub: Yanına âma geldi diye.
    12 - Yaşar Nuri Öztürk: Yanına kör adam geldi diye.
    Devamı..
  • Abese Suresi 3.Ayet Meali

    وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى ﴿٣﴾

    Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.

    1. ve : ve
    2. mâ yudrî-ke : sen bilemezsin
    3. lealle-hu : umulur ki böylece o
    4. yezzekkâ : tezkiye olur, şirk ve günahlardan temizlenir

     

    1 - Diyanet İşleri: (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
    2 - Bayraktar Bayraklı: (1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
    3 - Cemal Külünkoğlu: (3-4) (Resulüm!) Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) temizlenecekti yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
    4 - Diyanet İşleri (eski): Ne bilirsin, belki de o arınacak;
    5 - Diyanet Vakfi: (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
    6 - Edip Yüksel: Ne bilirsin, belki de o arınacak;
    7 - Elmalılı Hamdi Yazır: Ne bilirsin o belki temizlenecek
    8 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Ne bilirsin, belki o temizlenecek.
    9 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
    10 - Mustafa İslamoğlu: "Ve (sana gelince ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına dair bir ihtimal bulunduğuna;
    11 - Seyyid Kutub: Ne bileceksin sen belki o arınacak?
    12 - Yaşar Nuri Öztürk: Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
    Devamı..
  • Abese Suresi 4.Ayet Meali

    أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى ﴿٤﴾

    Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.

    1. ev : veya
    2. yezzekkeru : tezekkür eder, düşünür, öğüt alır
    3. fe : böylece
    4. tenfea-hu : ona fayda verir
    5. ez zikrâ : zikir, öğüt

     

     1 - Diyanet İşleri: Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
     2- Bayraktar Bayraklı: (1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
      3 - Cemal Külünkoğlu: (3-4) (Resulüm!) Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) temizlenecekti yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
      4 - Diyanet İşleri (eski): Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
      5 - Diyanet Vakfi: (1-4) (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
      6 - Edip Yüksel: Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
      7 - Elmalılı Hamdi Yazır: Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine fâide verecek
      8 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
      9 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
    10 - Mustafa İslamoğlu: veya alacağı öğütün kendisine yarar sağlayacağını?
    11 - Seyyid Kutub: Yahut öğüt alacak da bu öğüt, kendisine fayda verecek.
    12 - Yaşar Nuri Öztürk: Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
    Devamı..
  • Abese Suresi 5.Ayet Meali

    أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى ﴿٥﴾

    Emmâ menistagnâ.

    1. emmâ : fakat
    2. men(i) : kimse
    3. istagnâ : ihtiyaç hissetmedi, kendini müstağni gördü bir şeye muhtaç olmadığını sandı

     

    1 - Diyanet İşleri: Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
    2 - Bayraktar Bayraklı: (1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
    3 - Cemal Külünkoğlu: (5-7) Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince; sen, ona dönüp sözüne kulak veriyorsun. Oysa onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin.
    4 - Diyanet İşleri (eski): (5-6) Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
    5 - Diyanet Vakfi: (5-7) Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
    6 - Edip Yüksel: Kendisini zengin görüp önemsemeyene gelince;
    7 - Elmalılı Hamdi Yazır: Amma istiğnâ edene gelince
    8 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Ama ihtiyaç duymayana gelince,
    9 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,
    10 - Mustafa İslamoğlu: Fakat, kendi kendine yettiğini sanan kimseye gelince:
    11 - Seyyid Kutub: Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince.
    12 - Yaşar Nuri Öztürk: O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
    Devamı..

Kategoriler