Featured

hç-2017.12.02=SüNNETULLAH Kavramı_Prof.Dr.A.BAYINDIR-Prof.F.ORUM-dr.Y.ŞENOL_Hikmet Çalışmaları-720p

Üzgünüz, bu videoyu sadece Kayıtlı üyeler izleyebilir.

Lütfen giriş Yapınız ya da Buraya Tiklayarak sitemize ücretsiz üye olabilirsiniz.

Teşekkürler! Arkadaşlarınıza da önerin!

Bu videoyu beğenmediniz. Dikkate alacağız!

Ekleme Tarihi by
10,599 İzlenme
Mukayeseli Fıkıh müzakereleri
Hikmet Çalışmaları
02.12.2017 (2 aralık 2017)
Konu : SüNNETULLAH Kavramı
Prof.Dr.Abdülaziz BAYINDIR
Prof.Dr. Fatih ORUM, dr.Yahya ŞENOL
-------------
ilgili ayetler
-----------------
Bakara 2/38 : “Oradan birlikte inin[1*]” dedik. “Benim tarafımdan size bir rehber gelirse[2*], rehberime uyanlar ne bir korku duyar ne de üzülürler.”
قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَمٖيعًا فَاِمَّا يَاْتِيَنَّكُمْ مِنّٖى هُدًى
فَمَنْ تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
[1*] İnin “ihbitûاهْبِطُواْ” emri çoğuldur. Arapçada çoğul, en az üçü gösterdiğinden inenler; dem, Havva ve İblis’tir.
[2*] Bu ayet, dem’in o zaman Nebî olmadığını gösterir.
***
Bakara 2/39 :
وَالَّذٖينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا اُولٰئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
Ayetlerimiz karşısında yalan söyleyerek[*] kâfir olanlar (kendini doğrulara kapatanlar) ise cehennem ahalisidir. Orada ölümsüz olacaklardır.
[*] Kezzebe = كذّب fiilinin mastarı olan tekzib, Arapçada yalanlama anlamına geldiği gibi “çokça yalan söyleme” anlamına da gelir (Kamus). Ayetler, yalanlanamayan gerçekler olduğundan ona yalan diyen, yalan söyler. Bu sebeple yukarıdaki anlam hem dil hem de ayetler arasındaki uyum açısından uygundur.
***
Bakara 2/1 : الٓمٓ ELİF! L M! MÎM![*]
Bakara 2/2 : ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
İşte o Kitap[1*] budur; içinde şüpheye yer yoktur. Müttakîlere (kendini koruyanlara)[2*] doğruları gösterir.
[1*] dem aleyhisselamdan beri her nebîye verilen Kitap budur (En’âm 6/83-90) . Ufak tefek farklılıklar dışında önceki kitapların aynısıdır. (Bakara 2/106) ve Arapça Kur'ân haline getirilmiştir. Aslı, Allah katındaki Ana Kitap’tadır. (Zuhruf 43/3) (Zuhruf 43/4)
[2*] Müttakî, kendi yapısını koruyan kişidir.

Bakara 2/5 :
اُولٰئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Sahiplerinin (Rablerinin) [*] doğrıu yolunda olanlar onlardır. Umduklarını bulacak olanlar da onlardır.
(Nuh 71/15) أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا
Yedi kat göğü tabaka tabaka nasıl yarattığını görmediniz mi[*]?

Bakara 2/129 :
رَبَّنَا وَابْعَثْ فٖيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّٖيهِمْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ
Rabbimiz (Sahibimiz)! İçlerinden bir elçi çıkar; onlara senin âyetlerini okusun; bu kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları geliştirsin[*]. Güçlü olan sen, doğru karar veren sensin”.

Bakara 2/151 :
كَمَا اَرْسَلْنَا فٖيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّٖيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ
Nitekim iyiliklerimizi tamamlayalım[1*] diye içinizden size bir de elçi gönderdik. O size âyetlerimizi okur, sizi geliştirir, size bu kitabı ve hikmeti öğretir; size bilmediğinizi öğretir[2*].

(Al-i İmran 3/81)
وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ
Allah nebilerden kesin söz aldığında şöyle demiştir: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr[*]) yüklendiniz mi?". Onlar da "Kabul ettik" demişlerdir. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demiştir.

(Nisa 4/26)
يُرٖيدُ اللّٰهُ لِيُبَيِّنَ لَكُمْ وَيَهْدِيَكُمْ سُنَنَ الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَيَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
Allah, açıkça anlatmak; sizi, sizi sizden öncekilerin de gittiği doğru yollara[*] yönlendirmeyi ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah bilir, doğru kararlar verir.
[*] Ayette geçen sünen= السنن doğru yol anlamına gelen sünnet = السنة‘in çoğuludur. (Kurtubî)

(Nisa 4/27)
وَاللّٰهُ يُرٖيدُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرٖيدُ الَّذٖينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ اَنْ تَمٖيلُوا مَيْلًا عَظٖيمًا
Allah, sizin dönüşünüzü (tevbenizi) kabul etmek ister ama arzularının peşine takılanlar, sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler.

(İsra 17/76)
وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَاِذًا لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَلٖيلًا
Seni bu topraklardan çıkarmak için yerinden oynatmak üzereler. Çıkarırlarsa senden sonra burada fazla kalamazlar.

(İsra 17/77)
سُنَّةَ مَنْ قَدْ اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنْ رُسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوٖيلًا
Senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan kanun budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.

(Enfal 8/38)
قُل لِلَّذِينَ كَفَرُواْ إِن يَنتَهُواْ يُغَفَرْ لَهُم مَّا قَدْ سَلَفَ وَإِنْ يَعُودُواْ فَقَدْ مَضَتْ سُنَّةُ الأَوَّلِينِ
Ayetleri görmezlikten gelenlere (kafirlere) de ki “O işe son verirlerse geçmiş günahları bağışlanır. Aynı şeyi tekrar ederlerse eskilere uygulanmış olan yasa ortadadır
Kategori
Fatih Orum

Yorum Yazın

Yorum yazmak için Giriş yap ya da Üye ol .

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.